8. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Almanya Finali Kompozisyon yarışması birincileri

Aile derken aklıma bir yuva gelir. Aile derken bir kuşun daha yeni doğurmuş civcivlerine göstermiş olduğu sevgi ve onları koruyup kollayıp, kendinden daha fazla dikkat edip, sahip çıkması gelir aklıma. Bir ailede aileyi oluşturan etkin üyeler mevcuttur. Bunların başında anne ve baba gelir.


Aile Ehemmiyeti ve Karşılıklı Sevgi - Saygı

Aile derken aklıma bir yuva gelir. Aile derken bir kuşun daha yeni doğurmuş civcivlerine göstermiş olduğu sevgi ve onları koruyup kollayıp, kendinden daha fazla dikkat edip, sahip çıkması gelir aklıma. Bir ailede aileyi oluşturan etkin üyeler mevcuttur. Bunların başında anne ve baba gelir. Kimi ailelerde de evin, hanenin, yuvanın birer meyveleri, gülleri olan, çocukları vardır. Tabi doğada herşeyin bir görevi, işi, sorumluluğu olduğu gibi, bu ailedeki şahısların da birer görevleri var. Kompozisyonumda değinmek istediğim nokta da bu zaten. Bir aileyi oluşturanların görevleri var mı? Varsa bunların görevleri ne? Bu görevler hakkıyla yerine getiriliyor mu? Bu görevleri yapamamadıklarındaki asıl ana sebep, hikmet ne?

Bir ailede herkes yanındakinden bir şeyler, istekler, arzular bekler. Babadan evin geçimi, maddi yönden evin yönetimi beklenir. Anneden ev işleri, yemek yapması, çamaşırları yıkaması, çocuklara bakması ve sahire, beklenir. Hem anne, hem de baba evdeki işlerin yürümesi, evdeki çarkin dönmesi, evin huzuru ve en önemlisi çocukların geleceği için ellerinden geleni yapmaları gerekir. Bunların hepsi yürümesi için evde huzur olması lazım ki, bu da karşılıklı sevgiden ve saygıdan geçer. Bir anne işini yapamıyorsa ya da bir problem varsa, eşine sorar, problemini paylaşir, sıkıntısını giderir. Bir baba da eşinin problemini saygıyla karşılayıp, sevgiyle çözüme ulaştırması gerekir. Çocukların geleceği için, çocukların topluma, cemiyete, ülkesine, insanlığa örnek bir hayat sürdürebilmesi için, çocuğunu en güzel bir şekilde eğitmesi, yetiştirmesi gerekir. Her yerde bir sıkıntı çıkabileceğinden, neticede bir insan olduğumuzdan, hata yapabildiğimizden, mutlaka ailelerde de problemler de, sıkıntılar da olmuştur. Fakat hiç kendikendimize sorduk mu acaba bu problemin çıkmasındaki sebep neydi diye? Bu problemde benim hata payım neydi diye?

Ben bir baba olarak, çocuğum yanıma geldiğinde, bir şey istediğinde, elimden gazeteyi atıp, onunla meşgul olabildim mi? Çocuğumla yeterince ilgilenebildim mi? Ona sevgi gösterebildim mi? Saygıyı ögretebildim mi? Ben bir anne olarak, çocuğum benden sevgi, ilgi beklerken televizyon dizilerin başından kalkabildim mi, çocuğuma şefkat gösterebildim mi? “Canımın ciğeri” dediğim evladıma, gerçekten “canımın ciğeri” hakkını verebildim mi? Bu soruları herkes elini vicdanına koyarak şöyle bir sorup, kendisini sorgulasın: Ben görevimi yapıyor muyum? Sizin de bir aileniz olduğu gibi, benim de bir ailem var tabi. Bir erkek, bir de kız kardeşim var. Onları ne kadar sevdiğimi onlardan ayrıldıktan sonra anladım. Bir yatılı okulda kaldığımdan dolayı, özlemimi ancak telefonla giderebiliyor, veyahut ayda bir kere yanlarına gidip, iki günlüğüne hasret giderebiliyorum. Şimdi sizlere soruyorum: Bir 16-yaşında-gencin böyle konuşması, bu hale gelmesi, bu işin sırrı, hikmetini hiç kendinize sordunuz mu? Babamın bana yapmış olduğu yatırım, benimle daima ilgilenip arkadaşça dertleşip, baba-oğul oturup konuşup, dayak atmadan, üzmeden, benimle meşgul olması, benim babama hep açık, doğru, dürüst ve sonsuz saygı ve hürmet duymama sevk etti. Annemin daima diğer kardeşlerimden ayırmayıp, adil davranış, şefkat ve merhamet göstermesi, kızsada, sevsede hep “Enesim” diye hitap etmesi, benim anneme olan düşgünlüğümü, ona olan sevgimi ve saygımı artırdı. Ben onlardan uzaktayım ama onların daima beni düsündüklerinden dolayı yanlız değilim. Ben de kardeşlerime ağabeylik yapıp, anneme, babama saygı gösterip, üzerime düşen görevi, bir aile ferdi olarak, hakkıyla yerine getirmeye calışıyorum. Beni halk etmiş olana, bana böyle bir aile nasip ettiğinden, halıkıma sonsuz şükranlarımı iletiyorum. Sözlerimi şu bir kaç istirhamla sonlandırmak isterim, izninizle sizde bir aile kurmak, yuva kurmak istiyorsanız, veyahut böyle bir durumda, lütfen eşinize, çocuklarınıza gerekli sevgi ve saygıyı gösterin. Üzerinize düşen görevi hakkıyla yerine getirme emelinde olun. Yaranıza tuz bastıysam, bir sürçi lisan ettiysem affola.

 

Sevgi ve Saygılarımla

Enes Tamaç

 

 

 

 

Toplum ve Aile, Orman ile Ağaç

Bizim bütün eğitimimizi aldığımız, sevgi ilk gördüğümüz ve bütün hayatımız boyunca bizi her yönden etkileyebilecek şey ailemizdir. Aile toplum huzurunda çok önemli bir etken olmakla birlikte insana huzurluysa huzur veren, değilse belkide insana bütün hayatı boyunca kendi içinde problemler yaratabilecek bir şeydir.

Ben şahsen aileyi bir ağaca benzetiyorum. Öyle narindirki, ilgi ister, sevgi ister, saygı ister. Bunlar verildiğinde ise muntazam güzellikte bir ağaç olur. Fakat ağaç ihtiyacı olan ilgi, sevgi ve saygıyı alamazsa çürür, yaprakları dökülür ve acınacak bir hale gelir. Toplum ise bir ormana benzer, içindeki ağaçlar ne kadar bakımlı ve güzel olursa orman o kadar çok huzur verir, ama eğer bakımsız ise ve içindeki ağaçlar çürümüş kurumuş ise insanın içine korku salar ve insan orayı derhal terk etmek ister.

Bir insanın ailesiyle problemi olursa, içi hep sıkıntılı olur, maddi olarak ne kadar imkanı olursa olsun manevi olarak hep sıkıntısı olur. Özellikle gençlere ve çocuklara bakıldığında ailelerinde problemleri olanlar okulda ve başka sosyal alanlarda da başarılı olamıyorlar. Mesela Almanya'da annesi ve babası boşanmış olan o kadar çok çocuk var ki, artık neredeyse normal karşılanıyor. Bu çocuklar istedikleri kadar ilgiyi ve sevgiyi alamıyorlar, ve sonradan büyüdükçe farklı farklı kötü yollara başvurabiliyorlar. Ama ailesi huzurlu olan bir çocuk gayet sosyal ve toplumda sevilen biri olmayı başarabiliyor.

Neden bütün aileler huzurlu olmasin ki? İnsanın gönlünde herkesin oturabileceği bir koltuk olması gerekirken, neden ailesine gönlünde bir koltuk vermesin? Bir çocuk annesini ve babasını sevmezse, kimi gerçekten sevebilir? Hiçkimseyi gerçekten sevemez çünkü bir çocuk anne, babanın canından kopmuş bir parçadır. Bir toplumda ailenin temelleri sağlam olmazsa o toplum yok olmaya doğru gidiyordur.

 

Leyla Beyza Özkul