Nisana eriştik hep beraber. Şu papatyalar ayına. Nisan ayı; alıngan, kırılgan ve masum ‘papatya’nın ayıdır hiç kuşkusuz.
Pek tabii, Papatya en çok nisan çiçeğidir.
Ol sebeple; alıngan papatyayı dile dolama hesapları yapıyordum bu ay; fakat yolum bir davetle Almanya’ya düşünce, papatya bahsini bir başka vakte tehir etme mecburiyeti hâsıl oldu. Bu gezide şahit olduğum güzellikleri sizlere aktarmamak, pek uygun düşmezdi herhalde. Davet, Academy Verein für Bildungsberatung Eğitim Derneği’nden. Dernek Başkanı Hüseyin Karakuş’un nazik davetine icabet ederek 25 Mart’ta Berlin’e uçuyorum.
Bu Berlin’e ikinci gelişim. 2006 yılında çeşitli proje çalışmaları için yolum düşmüştü buralara. Bu seferki davetin özünde, 8. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları var. Olimpiyatların Almanya finali. Tabii ki gelmişken, buradaki Türk okullarını gezmek, dostlarla halleşmek ve bu arada Berlin’i solumak da gönlümden geçiyordu. Dostların hazırladığı dört günlük program, gönlümden geçenlerle örtüştü diyebilirim. Davet sahibi dostlarımız, kalp ve gönül insanları. Öyle olunca, tam bir keyif haliyle arşınlıyorsunuz her yanı. Gurbet elde, sevgi adacıkları oluşturma azmi içinde bulunan adanmışlarla diz dize durmak, tarifsiz bir neşve hali esasında. Bilindiği üzre, bu adanmışlar, sevgi dantelâlarını artık dünyanın her bucağında örüyorlar. Bütün dünya onları hayranlıkla izliyor. Kurtuluşu burada gören aydın ve entelektüellere her gün yeni simalar ekleniyor. Bu destansı gayretler; sempozyumlar, panellerle analize tabi tutuluyor. Dünyanın en saygın üniversiteleri, gönüllüler hareketiyle ilgili enstitüler açıyor, kürsüler kuruyorlar. Sevgi okulları, barış köprüleri kuruyor; kalplerden kalplere pürüzsüz yollar açıyorlar.
Gönüllülerle ilgili çok şeyler söylenebilir elbet. Birkaç yabancı dostun kadirbilir ifadelerini aktardıktan sonra, çok uzatmadan Olimpiyat coşkusunu dile getirelim.
Berlin Alman Orient Enstitüsü Direktörü Dr. Günter Mulack:
"Gönüllüler Hareketi'nde eğitim, tolerans, birlikte yaşama, sürekli ümit verme, gönüllü olarak hizmet etme noktalarını önemsiyorum. Bir sufi grubu gibi görünen Hareket'te diğer insanlara saygı duyuluyor. Dini kaynaklardan beslenen bir özgürlük anlayışı, barışçıl bir yaklaşım var. Almanların % 50'sının ateist olduğunu düşünürsek, Hareket'in önemi ortaya çıkar."
Viyana Üniversitesi'nden teolog Prof. Dr. Hans-Jürgen Feulner:
"İnsanların birbirlerini daha yakından tanıması ve anlaması açısından kültürler ve dinler arası diyalog faaliyetlerini çok önemsiyorum. Bu Hareket dünyaya ve diğer kültürlere açık bir topluluk."
Almanya'nın Bad Oldesloe Şehri Gençlik Dairesinden Gerd-Günter Finck:
"Dinler arası yapılan faaliyetleri dikkatimi çekiyor. Bütün dinlere değer veriliyor. İnsanların yaklaşımlarından öte ‘en sonunda herşey Allah'ın iradesiyle oluyor’ vurgusunu çok etkileyici buluyorum."
Los Angales Hebrew Union College'den Haham Prof. Dr. Reuven Firestone:
"Adanmışlar, insanlarla ısrarla ilişki kuruyor. Birçok azınlık gettolarda kendi içine kapanırken, Gönüllüler Hareketi'ndeki insanlar hangi ülkede yaşıyorlarsa ana topluma katılıyorlar, ama Müslüman kalarak. İçinde yaşadıkları topluma katkıda bulunuyorlar. Ne yapıyorlarsa onurlarıyla ve pozitif olarak yapıyorlar. İslam'ı güzel temsil ediyorlar. Bu hareket çok özel bir hareket, onun gibisi yok dünyada. Bu sebeple dünya barışı açısından son derece önemsiyor, dünya barışına büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum."
Rheinfelden'den papaz Werner Ross:
"Eğitim idealine bu kadar angaje olmalarına hayran kalıyorum. Diyaloğa çok açıklar. Gönüllüler Hareketi üzerine bir doküman hazırlayıp, bütün kilise cemiyetlerine ve resmi kurumlara göndererek, onların bu faaliyetlerine mukabelede bulunmak istiyorum."
Hildesheim Üniversitesi'nden siyaset bilimci Prof. Dr. Claudia Derichs:
"Organik bağı olan bir teşkilat değil. İnsanları zorlamadan her yerde faaliyet gösterebiliyorlar. Bilhassa sosyal açıdan şahsi sorumluluk duygusunu fevkalade mükemmel oluşturuyorlar."
Lund Üniversitesi'nden antropolog ve dinler tarihçisi Prof. Dr. Tord Olsson:
"Gönüllüler Hareketi'nin tasavvufi yapısı ilgimi çekiyor. Felsefi manada modern bir tasavvufi yapısı var. Temel etik kuralları ile başkalarına hizmet anlayışı birleştirilmiş. Seküler, objektif, bilimsel olan ve modern bilimlerin yanısıra tasavvufi-etik yönüyle de büyük angajman gösterilen mükemmel bir eğitim sistemi uyguluyorlar. Weber'in Protestan ahlakına benziyor biraz."
Mainz'den papaz Ulrich Kosing:
"Gönüllüler Hareketi'nde dini motivasyon çok ilgimi çekiyor. Kendi inisiyatifleriyle çocuklara destek kursları veriyorlar. İş ve işyeri bularak gençlerin entegrasyonuna yardımcı oluyorlar."
Olimpiyat finali başkent Berlin'de. Tempodrom Kültür Merkezi’nde çoşkuyla takip ettiğim final, bir hayli duygulandırıcıydı. Hayranlığıma gözyaşlarım da eşlik ediyor. Tam bir ‘hülya adamı’na dönüştüğüm son zamanlarda (Zaten, biz edebiyatçılar hülya adamından başka neyiz ki?) ağlamak için vesile arıyorum… 3500 kişilik solan tıklım tıklım dolu. Dışarıda kalıp da salona giremeyen bir hayli gurbetçi var.
Coşkulu gecede, temel ve ana dil seviye kategorilerinde şarkı ve şiir yarışmaları yapıldı. Temel seviye kategorisi şarkı yarışmasında "Bu ne dünya kardeşim" adlı şarkıyı seslendiren Laura Weichert birinci, "Delisin" şarkısıyla Elena ve Tamara Echle adlı ikizler ikinci ve "Nazlıcan" şarkısıyla Anna Chodoba üçüncü olurken, aynı kategoride şiir yarışmasında Ludwigsburg'dan Samira Wertschitzky "Tek hece" şiiriyle birincilik, Düsseldorf'tan Chiara Bongartz "Anne" şiiriyle ikincilik ve Benyamin Sejad da "Canım İstanbul" adlı şiirle üçüncülük kürsüsüne çıktı.
Ana dil seviye kategorisi şarkı yarışmasında "İki alyans" adlı şarkıyı seslendiren Sıla Sarıtaş birinci, "Arguvanlı" isimli türküyle Rümeysa Çolak ikinci ve "Dertli" şarkısıyla Elif Merve Çelik üçüncü oldu. Ana dil seviye kategorisinde, "İntizar" şiirini okuyan Betül Topal birinci, "Bağlanmayacaksın" adlı şiirle Yusuf Demirci ikinci ve "Kardelen" şiiriyle Ümmü Gülsüm Batman üçüncü oldu.
Temel seviye konuşma-yazma yarışmasında daha önce birinci olan Lena Hörksten, ikinci Alexander Schneider ve üçüncü Laura Klimmer ile ana dil seviye kompozisyon yarışmasının birincileri Enes Tamaç ve Leyla Beyza Özkul ile ikinci Merve Ersen ve üçüncü olan Sena Tufan da ödüllerini aldılar.
Yarışmacılar, Almanya’nın 10 ayrı bölgesinde 1700 öğrenci arasından sıyrılıp bu finale katılmışlardı. Finalde dereceye giren öğrenciler ise, Türkiye’de yapılacak Türkçe Olimpiyatlarına katılacaklar. Bu arada, bu yıl ülkemize dünyanın 120 ülkesinden öğrenci gelip yarışacak. Ayrı renk ve ayrı desenler aynı güzellikler potasında Ankara Kızılcahamam’da buluşacaklar. Biz Ankaralılar ise ev sahibiyiz haliyle.
Ayrıca Olimpiyat gecesinde, Berlin eyaleti eski Uyum ve Göç Sorumlusu Barbara John Türkçe konuşarak herkesi şaşırttı. Yarışmayı düzenleyenlere teşekkür eden John, Türkçeyi öğrenmek kendisi için zor olmasına rağmen çok güzel bir dil olduğunu söyledi.
Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Federal Meclisi Üyesi Kai Wegner de John gibi bir sonraki yarışamaya kadar Türkçe öğreneceğini söyledi. Yarışmayı ilk kez izlediğini ve çok etkilendiğini ifade eden Wegener, "O kadar harika bir şey ki, erkenden gitmek aklıma bile gelmedi." dedi.
Yarışmada ayrıca Sosyal Demokrat Parti'den (SPD) Avrupa Parlamentosu Üyesi İsmail Ertuğ ile SPD Berlin Eyalet Meclisi Üyesi Rainer-Michael Lehmann birer konuşma yaptı.
Sözün özü: Mekân değişikliğiyle ferahlamak, güzelliklerle yüz yüze gelmek harika; ancak insanın sevdiklerini geride bırakarak bir yerlere gitmesi, kalbiyle bağlı olduğu çevresinden ayrı kalması çok da kolay değil vesselam…